Yeni Vatan Gazetesi
Özel konular
Geçtiğimiz yıl Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders'ın Edelstaal Group'a yaptığı ziyarete karşı iade-i ziyaret yapıldı. Tugut Turunogulları Başkanlığında bir heyet dün Hollanda' Dışİşleri Bakanlığını ziyaret...
Fransa’da park kavgası nedeniyle çocuklarının gözleri önünde öldürülen Ali Ünlü’nün ailesine destek olmak için yardım kampanyası başlatıldı.
Fransa’da önceki gün çocukları önünde park tartışması yüzünden vahşice öldürülen Ali Ünlü anlısına cumartesi günü düzenlenecek yürüyüş ailenin isteği üzerine iptal edildi.

İçişleri Bakanı Soylu: (1)

İçişleri Bakanı Soylu: (1)

(AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Acımız vardır ama korkumuz yoktur. Başımız diktir ve bu terör örgütleri artık son demlerini yaşamaktadır. Özellikle PKK’ya son iki ayda katılan sayısı sadece 5 kişidir.” dedi.

Soylu, Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde düzenlenen, AK Parti Trabzon İl Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 1960 darbesi ile “güzel adam” merhum Adnan Menderes ve iki bakanın idamından sonra başlayan ve 1980 darbesine kadar süren dönemi darbeler ve darbe anayasaları yüzünden ıskaladığını ve iyi değerlendiremediğini söyledi.

Eski Başbakanlardan rahmetli Turgut Özal’ın 1980 sonrasında tek başına çırpınışları ile açıkları, eksikleri bir nebzede olsun kapatmaya çalıştığını belirten Soylu, “Rahmetli Erbakan Hoca, Türkiye’ye yeni ufuklar, kendi milli ve manevi değerlerine yaslanan, milletine güvenen bir kalkınma modeli önerdi ancak özellikle 28 Şubat garabetiyle birlikte Türkiye 1990-2000 arasındaki 10 yılı maalesef adeta patinaj yaparak geçirdi. Sonrasında 2002’de bu milletin evlatları sizler, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde direksiyona geçtiniz ve Türkiye’nin her alanda kat be kat ilerlediği, altyapı yatırımlarını, ekonomisini, hukukunu, demokrasisini güçlendirdiği bir altın döneme hep birlikte imza attınız.” diye konuştu.

Soylu, bölgede, “Bu dere bu kadar balık yapar.” sözünün kullanıldığını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Evet, parlamenter sistem bu ülkede uzunca bir süredir, ‘acaba bizi aradığımız, istediğimiz sıçramaya taşıyabilecek mi?’ diye bir anlayışı ortaya koyduğumuz ve değerlendirdiğimiz bir sistemdir ama 3, 4 yıldır parlamenter sistemin içine sığınarak ve içinde bulunduğumuz parlamenter sistemin açıklarını yöneterek, bu güzel ülkemizi başka noktalara götürmek isteyenlere hep beraber şahit olduk. Bunu 1980 öncesinde de yaptılar. Türkiye’nin ne zaman zor, sıkıntılı duruma düştüğü belli olunca veya düşebileceği hissedilince hemen altıncı kol faaliyetleri her zaman devreye girdi hem de her yönüyle devreye girdi.”

– “Maddi destek bunlara dışarıdan gelmedi mi?”

“Son 14 yıllık AK Parti iktidarında yaşanan gelişmeler, bizi bu hükümet sistemi ile yapabileceklerimizin sınırına getirmiştir.” ifadesini kullanan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepiniz izliyorsunuz, çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan teknolojik gelişmelerin alabildiğine ilerlediği ama öte yandan deyim yerindeyse insanlığın makyajının silindiği, milli şairimiz Mehmet Akif’in ‘tek dişi kalmış canavar’ olarak tabir ettiği batı medeniyetinin maskesinin düştüğü ilginç bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Bakarsanız güya hiçbir ülke birbiriyle doğrudan savaşmıyor, devletlerin orduları savaş halinde değil ama öte yandan terör örgütlerine paralar aktarılıyor, büyük bir vekalet savaşı kendi coğrafyalarında değil, Ortadoğu’nun bu kadim medeniyetin toprakları üzerinde bütün barbarlığıyla devam ediyor. Lojistik destek sağlanıyor, sığınma talepleri karşılanıyor. Canlar gidiyor, analar ağlıyor ve bunu hep birlikte seyrediyoruz.”

Soylu, Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır terörle mücadele ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bunun öncesinde yani 1980 öncesinde yaşananlar yüzünden ‘anarşi dönemi’ diye adlandırdığımız bir dönem de var. ‘Sağ, sol çatışması’ dediler, değişik isimler verdiler… Peki şimdi hep beraber düşünelim bunların hepsini. Bunlar sadece bizim iç meselelerimiz midir? Hepsi sadece yönetim hatası mıdır yoksa dışarıdan karışan ve müdahale eden olmamış mıdır? Maddi destek bunlara dışarıdan gelmedi mi? Akıl, silah gelmedi mi? Yeri geldi eğitmen gelmedi mi? Bunlar korunmadı mı? Oturma izinleri verilmedi mi? Kamplar açılmadı mı? PKK hala Brüksel’de çadır açmıyor mu, stant kurmuyor mu? Terörist Fehriye Erdal’ı yıllarca himaye etmediler mi? 15 Temmuz ihanetinin çete lideri ve ekibi hala korunaklı villalarında rahatlık içerisinde hayatlarını sürdürmüyorlar mı? İşte bugün bu zihniyet yüzünden sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da da yıllardır kan akmaktadır.”

21. yüzyılın teknolojik açıdan ne kadar gurur verici bir noktaya geldiyse insanlık açısından da o kadar utanç verici bir noktada olduğunu dile getiren Soylu, “Şunu bir türlü anlatamıyoruz, terörle şiddet sadece bir yerle sınırlı kalmaz, kalmıyor. Hepimiz buna şahit oluyoruz. Dünyanın değişik yerlerine kirli amaçları için saldırmaktan geri kalmıyorlar. Bombalar Bağdat’ta da patlıyor, İstanbul’da da patlıyor ama Paris’te de patlıyor.” dedi.

– “Ülkemiz güçlüdür ve terör belasıyla mücadele etmektedir”

Soylu, elde böyle bir Türkiye ve dünya tablosu olduğuna işaret ederek, “Çok şükür ülkemiz güçlüdür ve bu terör belasıyla ülkesinin yiğit evlatları ile mücadele etmektedir. Geçen gün Diyarbakır’da Trabzonumuzun güzel, yiğit bir evladı Miraç Kadir Özcan kardeşimizi şehit verdik. Allah bu vatan için canını vermiş bütün şehitlerimize rahmeti ve bereketi ile muamele, gazilerimize de acil şifalar ihsan eylesin.” diye konuştu.

“Acımız vardır ama korkumuz yoktur.” ifadesini kullanan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Başımız diktir ve bu terör örgütleri artık son demlerini yaşamaktadır. Özellikle PKK’ya son iki ayda katılan sayısı sadece 5 kişidir. Ne kadar istismar ederlerse etsinler ne kadar oradaki insanlarımızı, evlatlarımızı hilelerle korkutarak dağa götürmek isterlerse istesinler bu milletin birliğini bozamayacakları seslerini Trabzon’dan ifade etmek istiyorum. Diyarbakır’da da Batman’da da Siirt’te de Bitlis’te de Hakkari’de de Yüksekova’da da Şemdinli’de de her yerde ay yıldızlı bayrak bütün ülkemde dalgalanmaktadır.”

Soylu, katılımcıların, “Trabzon’un gururu, Osmanlı’nın gururu seviyoruz seni Süleyman Soylu” sloganları üzerine, “Trabzon’un da gururu, Osmanlının da gururu milletimizin de gururu kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır.” dedi.

“Ülkemiz milleti ve devleti ile teyakkuz halinde kenetlenmiş vaziyettedir.” diyen Soylu, “Zaten en büyük korkuları da budur. Bu milletin en büyük gücünün birliği, beraberliği ve kardeşliği olduğunu bilenler, bugün eylemlerini ve bütün mesajlarını bu birlik ve kardeşliği parçalamaya yönelik olarak ortaya koymaktadırlar.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Artık direksiyon başına geçmenin zamanı geldi”

Soylu, terörle, teröre el altından verilen destekle yeniden paylaşılmaya çalışılan, uzun vadeli hesaplar yapılan bir dünyanın tam ortasında yaşadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Öyleyse bu resim bizlere bir şey söylüyor. Yapmamız gereken bir şeyler var, almamız gereken tedbirler ve almamız gereken önemli kararlar var. Yapmamız gereken ilk iş ülkemizi ve şu hükümet sistemimizi hızlı karar alabilen, birlik ve bütünlüğümüzü sağlayabilecek daha demokratik ve güçlü liderlik ortaya koyabilecek bir hale getirmektir. İşte bunun ilk adımını Gazi Meclisimiz atmıştır. Kapsamlı bir anayasa teklifini milletimizin onayına sunulmak üzere kabul etmiştir. Açıkça ifade etmek istiyorum bu yeni anayasa değişikliği devletimizi darbe modundan çıkarıp hem de başlangıç ayarlarına ve Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 rotasına döndürecektir.”

Artık direksiyon başına geçmenin zamanı geldiğini ifade eden Soylu, “Bu önerdiğimiz, milletimize sunduğumuz sistemin elbetteki ismi cumhurbaşkanlığı sistemidir ama bunun bir ismi vardır ki bu demokrasi ile bezenmiştir. Bunun bir ismi vardır ki bu milletin hür ve özgür oylarıyla bezenmiştir.” dedi.

Soylu, bunun bir ismi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Ne kadar zorluk çıkarırlarsa çıkartsınlar, hangi darbe anlayışını ortaya koymaya çalışırlarsa çalışsınlar bir taraftan AK Parti’nin kapatılma davası, bir taraftan ‘biz, sizin değerlerinizi taşıyanları cumhurbaşkanı yapmayız.’ derlerse desinler, diğer taraftan Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık darbesiyle ve 6-7 Ekim olaylarıyla ve ardından 15 Temmuz hain darbe girişimiyle birlikte ‘bu ülkeyi siz yönetemezsiniz, siz bu ülkeyi yarına taşıyamazsınız.’ diye bize bir anlayışı sevk etmeye ve bizi bu anlayışla karşı karşıya bırakmaya çalışırlarsa çalışsınlar, yaklaşık 21. asrın başından itibaren demokrasiye sahip çıkan bu millet, istiklaline ve hürriyetine sahip çıkan bu sistemin adını koymuştur. Bu sistem milletin sistemidir, bu sistem milletin talebidir, bu sistem milletin tam da kendisi ve tam da adıdır.”

(Sürecek)

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın