Yeni Vatan Gazetesi
Özel konular
Gazeteci Eşref Kerküklü çok tartışılan büyük bir dosyayı açtı. Irak Türkmenleri arasında büyük bir tartışma başlatı. Kerküklü, Irak Türkmen Cephesi önceki dönem Telafer milletvekili Nebil...
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Ordu Valisi Seddar Yavuz’a ‘it’ dediği videonun ham halini Haber Global televizyonu paylaştı. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye...
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, soru önergesine verdiği yanıtta, en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğunu, bu şirketlerde 10 bin...

‘İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KUŞATMA ALTINA ALINAMAZ: SALDIRILAR BENİ YILDIRAMAZ!’

Eşref Kerküklü’nün sosyalmedya da paylaştığı 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü yazısı:

Yukarda okuduğunuz başlığa sadık kalmak için neler yaşıyoruz? Daha önce hiç duymadınızı, okumadığınızı okuyun.

2019 yılının ilk ayındayız.

2018’de neler yaşadım?

Hadi sırası ile anlatıyım:

10 Ocak 2018 Amsterdam mahkemesine çıktım.

Suçum belli yazı yazmak çok yazı yazmak.

O tarihlerde Amsterdam mahkemesinin hemen yanında büyük bir bina inşaat halindeydi ve tirafik çok yoğundu inşaat dolayısı ile. 20 dakika erken mahkeme binasında olacağımı planlamışken; 45 dakika gecikmeli mahkeme salonuna girdim. Tabi bu esnada, aradım tırafikte sıkıştımı ve bu mahkemenin bir basını susturma girişimi olduğunu ifade ederek, “özünü savunma kutsaldır ve ben öz savunma için tirafikteyim geliyorum” dedim. Hakime bildirdiler oda sağolsun bekledi. Tabi salona girdim ve herkesten özür diledim konuyu izah ettim mahkeme başladı. Avukat vs yok bir buçuk sayfalık öz savunma var hepsi bu kadar. Neyse mahkemeyi kazandığımı, karşı devrimin avukatından duydum. Mahkeme bitti, herkes dışarı çıktı. Bende karşı devrimin avukatı ile konuşuyorum, avukat bir anda yaklaştı, ‘mahkemeye gelmeseydin biz kazanırdık’ dedi. Neyse iki hafta sonra mahkemeyi kazandığımı ve mahkeme masrafı karşı tarafta kaldığını gelen mektupta okudum. Yanlız mahkeme tarihine dikkat, 10 Ocak 2018 yani Dünya Çalışan Gazeteciler Günü bu günde beni susturma girişimine kalkıştılar.

DAHA SONRA…?

Hollanda’da herkesin hakkını ve özelikle yabancıların hakkını savunmak için büyük çabalar içinde olan bir partinin seçim çalışması vardı ve oraya bütün parti üyeleri davetli idi. Bende orda bulundum. Toplantı sonrası kapıda saldırıya uğradım. Tabi her defasında farklı farklı saldırılar oluyor.

Gazetecilik çalışma kapsamında olduğum için ve bu nedenle saldırılara maruz kaldığımı ve kalacağımı bildiğim için hiç bir saldırıdan geri adım atmadım, atmamda. Ben gazeteciyim halkın meşru temsilcisiyim. Ben susarsam, halk boğulur. Bütün susturma girişimine inat susmayacağız; halkı hiç kimseye boğdurmayacağız.

BAŞKA…?

Başka bir etkinlikte bulunduğum bir dönemde adının, olduğunu öğrendiğim bir terbiyesiz tarafından sözlü saldırıya uğradım. Tabi her zamanki gibi, bu girişimlerin susturma girişimi olduğunu biliyorum ve nice tecrübelerden geçtiğim için deneyim sahibiyim. Kullandığı ifadelere yakın ama biraz daha ağır ifadeler kendisine iade ettiğim. Paniğe kapıldı ve yanındaki gençler sarılıp aldı götürdü böylelikle birisini daha püskürttüm.

Ve bügün yani 9 Ocak 2019’da Utrecht’te gerçekleşen turizm fuarında saldırıya uğradım. Kapıdan içeri girdiğim anda adında bir kişi tarafından fiziki saldırıya maruz kaldım. Tabi yanındaki kapalı bir bayan başta olmak üzere herkes çok net gördü ki son ana kadar güler yüzle ’nu karşıladım ta ki buğazıma sarılıp beni boğmaya çalışana kadar. Bu eylemi gerçekleştirdiği anda bende refleksle bir yumruk salladım ve bayıldı yere düştü. Tabi ‘yaşama hakkı ve öz savunma kutsaldır’ düşüncesi ile atılmış bir yumruktu yani kavga manasında asla değildi. Ve aynı anda ’na, “keşke bunlar olmasaydı. Üzgünüm ama sende şansını zorladın” dedim. Çok şükür bu esnada elimdeki kamera açıktı ve bütün görüntü ve konuşma ortada. Kimin neler dediği net olarak duyuluyor. Ben son ana kadar olumlu sonuçlansın istedim ama Ziya bey bunu kafasında planlamış anlaşılan neden bu kadar görüşme talebini kabul etmesin ki? Demek ki, halkın yoğun olduğu bir yerde bana saldırarak onurumu kırmak istedi. Çalışan Gazetecilerin Günü olduğu bir günün arifesinde, gerçekten hiç bir taraf tutmadan gerçekler için çalışan biri neden saldırıya maruz kalsın ki? Demek ki burda susturmak, halkın gerçekleri öğrenmekten mahrum kılmak, ifade özgürlüğünü kuşatma altına almak amaçlanıyor. Bunu her onurlu gazeteci böyle görmelidir. Ve daha nice nice irili ufaklı saldırılar oldu. Sms, whatsapp eve gündelik gelen tehdit dolu mektuplar ve mahkemeler öyle her yıl devam edip gidiyor. Bir kaç hafta önce yine whatsapp yolu ile tarafından dolaylı olarak yazılar aldım. Tabi bunların hepsine olabildiği kadar benzer şekilde yanıt veriyorum.

Örnek aldığım büyük gazeteci da çok fazla tehdit alıyordu ve en sonunda 24 Ocak’ta hayatı ile ödedi. , katilinden fazla yaşadı ve gönüllerde hala yaşıyor.

İlham aldığım gazetecilerinden yola çıkarak, “Beni de hiç bir girişim asla yıldıramayacak” diyor ve kaldığım yerden onurlu çalışmama devam edeceğimi bildiriyorum.

Yaşasın demokratik yılgınlık bilmeyen gerçeklerin peşinde olan onurlu gazetecilerin haklı mücadelesi.

Eşref Kerküklü
Esrefkerkuklu0@gmail.com

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın