Yeni Vatan Gazetesi
Özel konular
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Irak'ın başkenti Bağdat'ta Türkmen heyeti ile bir araya geldi. Yapılan görüşmede, Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Milletvekili Erşat Salihi...
İnternetin kullanımı yayıldıkça yeni mecra ve uzmanlık alanları çıktı. İnternette paylaşımlarından para kazanan yada meşhur olanlar fenomen haline gelince özel hayatları da gün yüzüne çıktı.
Burcu Biricik kimdir kaç yaşında nereli Burcu Biricik dizileri nelerdir merak ediliyor. Burcu Biricik Penti reklam yüzü oldu. Magazin dünyasının sık konuşulan ismi Burcu Biricik...

SURİYE’YE, EMPERYALİST- TERÖRİST DEVLETLERİN SALDIRISI VE ANTİ-EMPERYALİST DİRENİŞ VE TÜRKİYE

Sefa Yürükel

Sefa Yürükel

13. Nisanı 14 Nisana bağlayan gece, Ortadoğuyu şekillendirmek, insanlarımız üzerinde  yeni silahlarını denemek ve yeni tezler sahası gibi kullanan Emperyalist-terörist devletler; ABD, İngiltere, İsrail ve Fransa, Ortadoğuda,  Suriye ve Irak ölçeğinde, vekalet savaşlarında kullandıkları ve doğrudan kendi İstihbaratları tarafından yönetilen, İslamcı ve bölücü terör örgütlerinin, Suriye, Rusya, İran ve Lübnan Hizbullahi karşısında günden güne yenildikleri görmesi ve bunu hazmedememesi, sahadaki kontrolü Suriye Devletine karşı  kaybetmelerinden dolayı, her zaman olduğu gibi sahte bilgiler eşliğinde, bir kendileri kadar “akıllı, iğrenç, fiyakalı” füzeleri ile Suriyeye karşı saldırı gerçekleştirdiler.

Son 7 yıldır, Batılı  Empeyalist -terörist devletlerin. kendi fabrikalarında ürettikleri, silahlar ve  sözde yerli teröristlerin sahada yaygın olarak kullanılmasıda, yıllardır  ürettikleri, “Kimyasal saldırı vs.” gibi sahte bilgilerin dünya kamuoyuna sevis edilmeside, Ortadoğuyu poligona çeviren ve tüm yeni ürettikleri silah ve sistemleride, onları,  planladıkları bir biçimde, Suriyeyi ve Suriye vasıtasıylada tüm Ortadoğuyu dizayn etme amaçlarına ulaştıramadı. Bunun esas sebebi ise, sadece ve sadece dünyadaki yeni saflaşmada ve  yeni paylaşım savaşında, masada üretilenin sahada Suriyenin meşru hükümeti olan ve basında Devlet Başkanı Başer Esadın bulunduğu ve şimdi Rusya,İran, Suriye ve Lübnan Hizbullahi eksenli olarak bozma ve Ortadoğudaki bilfiil anti-Emperyalist direniştir.

Eğer bugün, Ortadoğuda, Emperyalist-Terörist ( Haydut)  Devletler, ABD, İngiltere, İsrail ve Fransanın planları çerçevesinde, hala Ortadoğuyu dizayn edilip ayen ABD Terörist Devletinin BOP planı bir türlü hayata gerçekleşmemişse bunda büyük pay, Esad yönetiminin anti -Emperyalist direnişi, Türkiyenin şartların zorlaması ile Suriyenin Kuzeyinde, Emperyalist Koridorun oluşmaması için giriştiği, ABD nin kara gücü olan terör örgütü PKK ya ve ABD özel kuvvetlerine karşı Silahlı müdahalesi, Rusyanın ve İranın doğrudan Suriyede sahada bulunarak saldırılara ve bölmeye karşı kalkan olması ve Lübnan Hizbullahınında sahada, doğrudan müttefikleri İran, Rusya, Suriye alan güçleri ile birlikte hareket etmesi, şimdiki Emperyalist çıkmazı ve Suriyede bölge halkları lehine olan zaferi doğurmuştur. Bu süreçte, şartların zorladığı; Astana, Soçi, Ankara ve Tahran süreçleride Batılı Emperyalist- terörist devletleri çıldırtacak duruma getirmiş ve  korkutmuştur.

Astanayla başlayan sürece doğrudan veya dolaylı olarak dahil olanlar arasında ise, Suriye ve Irak konusunda, İran, Rusya, Suriye, Çin ve Lübnan Hizbullahi sağlam dururken, Türkiyeyi yöneten kadro ise, dünkü saldridada zaman zaman olduğu gibi, yine yalpalamış ve Emperyalist terörist devletlerin yanında yer almıştır. Bu yanlış duruş,Türkiyeyi yöneten kadronun sadece , öngörüsüzlüğü, olayları okuyamaması, koru körüne Esad düşmanlığı ve mezhepsel düşmanlığı yapmasından kaynaklanmamaktadır. Bu, bugün Türkiyei yöneten kadronun, Dünyadaki gelişmeleri analiz etme ve verileri değerlendirme yeteneği olmamasındanda kaynaklanmaktadır. Şu anda, aldığı tavırla, Türkiyeyi yöneten kadro, Astana süreçlerine balta vurduğunun ve kendi ayağına kurşun sıktığının farkında bile değildir. Bu kadro yine bir defa daha, bu saldırıdaki tuttuğu taraf sonucunda, devleti yönetmenin ne olduğu, devlet çıkarlarının ve korumanın ne olduğu konusunda müthiş bir şekilde cahil olduğunu göstermiştir. Bunlar Türkiye gibi bir devleti yönetme yeteneinde olmadıklarınıda bu şekilde göstermiştir.

 

Son Suriyeye karşı Emperyalist  – terörist saldırı durumunda, Türkiyeyi yöneten kadronun, Astana süreçlerine katılan ve Türkiyede Türkiyeyide bölmek isteyenlere karşı, Türkiyeye olanaklar yaratan Rusya ve İranda ve hatta Çindede  bir güvensizlik oluşturmuştur. Bu durum,  Türkiyeyi yöneten kadro yüzünden Türkiyeye pahalıya mal olma riskide taşımaktadır. Türkiye bu şekilde, bu kadro yüzünden, kritik dönemlerdeki yanlış tavır almalarını sürdürürse, Türkiye, Suriye ve Iraktada, Türkiyenin güvenliği ile ilgili  kazanımlarınıda heba etmekle karşı karşıyadır. Buradada yanlış tavrı ileTürkiye, gerçekten büyük bir hata yapmıştır. Türkiyenin aldığı tavır, Suriyeye  karşı yapılan Emperyalist-Terörist devletlerin saldırısında olduğu gibi, durduğu yer itibarı ile, en yanlış, en güvensizlik veren ve Türkiye açısındanda en verimsiz tavırdır. Türkiyeyi yönetenler, bugün,  ortada olurum, ben her yerde olurum tavrı ile kendine bile yaranamaz.  Bu yüzden, Türkiyenin bekası bu şekilde davranan bugün bu cahil bir kadroya bırakılmaması için, acilen, Türkiyedeki, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, milli medya acilen müdahale etmelidir. Türkiyeyi yöneten kadronun ve partinin içersindede bu konuda yoğun mücadeleye sevk edici bir mücadele yöntemi geliştirilmelidir.  Bu konuda vakit dardır ve hızla, Türkiyeyi yöneten siyasi kadro, seçimlere kadar,  doğru bir yere, Tel Avivci,  Londracı, Wasingtoncu yada Parişçi bir yere değil, istikrarlı bir Astanacı  tavıra çekilmelidir. Önümüzdeki dönem Türkiyede bu saflaşmanın şartların dayatması ile olacağınıda öngörmek zor değildir. Bu bir Milli görevdir.

Bugün, Suriye, dünyadaki,  saflaşmanın mihenk taşına dönüşmüştür.  Herkes seçim yapmak zorundadır. Buradaki seçimde,Türkiye, Emperyalistlerin, ya tüm Ortadoğu ve Asyadaki planlarında olduğu gibi; Türkiyeyide , Suriyeyide, Irakida, İranıda, Rusyayıda ve Çinide bölmek isteyen  Batılı Emperyalistlerin-terörist devletlerin, yani haydut devletlerin  yanında er aliacaktır yada Yeni Doğan, Türkiyeye yeni olanaklar sunan, yeni Dünyaya yol alan, Türkiyeninde bölünme riskine karşı Astana sürecinde olduğu gibi set oluşturan, Türkiyenin, Ortadoğunun, Asyanın vede ezilen Afrika ve Güney Amerikanında menfaatine olan  yani Avrasyalı devletlerin yanında yer alacaktır. Burada, aklın, bilimin ve gerçeğin gösterdiği gibi, tabiki Türkiyenin yeri, Astana Süreçli Avrasya olmalıdır. Çünkü önümüzdeki süreçte, Türkiyenin tek parça ülke, tek millet ve milli devlet olarak kalması ve gelişmesi için üçüncü bir yolu esasında yoktur.

Türk milleti bu konuda Türkiyeyi yönetenleri uyarmalı ve Astana sürecindeki gibi, Türkiyeyi yöneten kadronun seçimlere kadar, anti-emperyalist olması, doğru duruş sergilemesi için milli mücadele vermelidir. Çünkü konu Türkiyeyide çok yakından ilgilendirmektedir.Çünkü, dünkü Suriyeye Emperyalist  saldırıda olduğu gibi,  Türkiye açısından alınacak yanlış tavırlar dizisi, Türkiyenin, ekonomik, siyasi ve askeri acılar çekmesine yol açacaktır. Bunda sessiz duran ve Emperyalist Terörist devletlerin yanında yer alanlar büyük sorumluluk sahibi olacaklardır.
Türk Milleti ve TC Devleti içinde yer alan Milli Ordu-TSK, Milli Bürokrasi, Siyasi Partiler, Siyasi oluşmlar ve Milli sivil toplum örgütleri  ve buna izin vermemelidir. Hızla,Türkiyeyi yöneten kadroyu doğru yere ve derhal hizaya çekmelidir.

Türkiyenin içindeki Mili güçler hesabını hızlı ve iyi yapmalıdır. Emperyalist-Terörist Devlelerin dün Suriyeye attığı, kendileri kadar;  fiyakalı, akıllı ve iğrenç füzelerin hedefindede olan Türkiye hızla  kendine gelmelidir. Emperalistlerin BOP haritaları tekrar incelenmelidir. Esasında Emeryalist devlelerin füzelerinin, kurşunlarının ve bombalarının kendi başına düşmesini bugüne kadar PKK Emperyalistlerin vekalet terör örgütü tarafından vekaleten yaşıyan Türkiye,  bu füzeler bir süre sonra ve vekaleten değil, Emperyalistler tarafından  doğrudan kendi başına gönderilmeden önce;  Suriye, İran, Rusya, Çin ve Lübnan Hizbullahi ile gerçek  ve samimi bir dostluk ve stratejik ortaklık kurarak, rotasını sarp kayalıklara değil, kendi menfatine olacak,  ekonomilere, siyasi ve askeri ortaklıklara çevirmelidir ve olanakları iyi değerlendirmeli, Suriye ve Iraktaki  Anti-Emperyalist direnişte, asaletli olarak yerini almalıdır.

Türkiye kaybeden taraf da değil kazanan taraf da olmalıdır.

Türkiyeye ve Türk Tarihine yakışanda budur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın